Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Ekim 2007 tarihli yazilar Ekim 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar
 
Eki
30
    
scrol | 30 Ekim 2007 23:30 | 0 fav | etiket: , ,  

Evli kadınlar, arkadaşlarıyla konuşmuş olduğu konuları neden eşleri ile paylaşmazlar. Erkeklerin anlamıyacağı ve umursamıyacağı konu olduğu için mi yoksa sır olduğu için mi?
TUBA ERDEM

Bunun evli olup olmamakla alakası olduğunu sanmıyorum..Hiç  bir erkek eşiniz ya da sevgiliniz, sizi kız arkadaşınızın dinlediği gibi dinleyemez..Dolayısıyla arkadaşınızla konuşmuş olduğunuz konuları eşiniz ya da sevgilinizle konuşmak, ya da ona anlatmak hiç bir şekilde size keyif  vermez.. Gülümseyen Bu yüzden paylaşmazsınız..Yoksa kadınlar içlerinde hiç bir şekilde sır tutamazlar Gülümseyenonun için anlatacakları ilk kişide eşleri yada sevgilileridir..



 
Eki
26
    
scrol | 26 Ekim 2007 23:22 | 0 fav | etiket: ,  

Arkadaslar size "Site" denilince aklınıza ilk gelen şey nedir??
ByMurat

 

 

Gülen Gülen Gülen site denince benim ilk aklıma gelen şey; şu domestosun reklam filmi Gülen site kuruyorum buraya site..bakteriyel rezidans diyen çirkin suratlı mikroplar Gülen

 

 

 

 

 



 
Eki
24
    
scrol | 24 Ekim 2007 23:18 | 0 fav | etiket: ,  

Evet sevgiliniz sizden aşkınızı ispat etmenizi istedi. Nasıl ispatlarsınız?
scrol

gerçek aşkın ve sevginin asla ispata gereksinimi yoktur..eğer sevgiliniz sizden böyle birşey istiyorsa ilişkinizi bir daha gözden geçirin bence..mutlaka bir güvensizlik sorunu vardır..ya size karşı, ya da kendine..



 
Eki
24
    
scrol | 24 Ekim 2007 23:06 | 0 fav | etiket: , ,  

Kalıcı olan hangisi, yada hangisi daha gerçek?
gerçekeler_acıdır

Ruhsal hastalıklarda vücudumuzda meydana gelen bazı değişikliklerin, aşık olduğumuzda da ortaya çıktığını biliyor musunuz?İçgüdüleri tarafından "önce kendini koruması ve düşünmesi" telkin edilen insanoğlunun egosunu adeta eriten bir duygudur aşk... Ruhsal hastalıklardakine benzer bazı değişikliklerin vücudumuzda aşık iken de meydana gelmesine karşın, psikiyatride bir hastalık olarak kabul edilmeyen ve bilimsel açıklaması yapılamayan aşk; insanı yaşama bağlayan bir faktör olabildiği gibi, bazen marazi bir hale de dönüşebiliyor.
Aşığın kendini ve karşısındakini idealize ederek yücelttiğini, karşısındakinin sivriliklerini, aykırılıklarını yumuşattığını; hatta görmezden geldiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas, bu duyguyu şu ifadelerle tanımlıyor:
"Gördüğümüze aşık olmayız, aşık olduğumuzu görürüz. Belki de ilk kez bir başkasının iyiliği için gerçekten kaygı duyarız. O başkası 'ben'imizin önüne geçer. Neredeyse egomuz erir, onunkinin içinde kaybolur. Bu ilginç bir duygudur, sanki doğamıza da aykırıdır. Çünkü içgüdülerimiz bize önce kendini koru, önce kendini düşün diye emretmiştir."
Doğamıza pek aykırı gibi görünmesine bakarak aşkın hastalık olup olmadığının akla geldiğini ifade eden Dr. Ayas, aşığın ruh halini ise şöyle dile getiriyor:
"Gerçekten de ruhsal hastalıklardakine benzer bazı değişikliklerin, vücudumuzda aşık iken de olduğu gösterilmiş; serotonin, dopomin, oksitosin gibi hormonların seviyelerinin değiştiği ispatlanmıştır. Yine de tüm bunlar aşkın hastalık olduğu anlamına gelmez elbette; çünkü sevgililer arasındaki duygu alışverişi sanıldığından karışıktır. Eşitlik ilkesine dayanmaz. Kartopu gibidir. Verdiğimizden çok daha fazlası bize geri döner. Seçilmiş olmak, beğenilmiş olmak gibi ihtiyaçlarımız karşılanır, seçip beğendiğimiz için. Bu evrende yalnız olmadığımızı hissederiz. Çünkü biraz da onun ayakları ile yere basarız daha sağlam olarak."
Aşk tutkuya dönüştüğünde kıskançlığın güdümüne giriyor
Aşkın, sahiplenme arzusu ve sonucunda bir çeşit eşitlik içinde birleşme arzusu olabileceğini dile getiren Dr. Ayas, buradan hareketle 3 çeşit aşktan söz edilebileceğini kaydediyor. Aşk çeşitlerini 'hükmeden aşk', itaat eden 'adayıcı aşk' ve 'birleştiren aşk' şeklinde sıralayan Ayas, "Her üçü de tutkuya dönüşebilir. Tutku sahiplenmenin son ve kesin halidir. Mutlak olarak sahip olunma ya da sahip olma isteğidir. Nietzsche köleleştiren tutku için şöyle der; sahip olduğuna dair daha ince kanıtlar ister kişi. Bize verdikleri değil, aynı zamanda bizim için nelerden vazgeçebildiğini görme arzusudur. Dolayısıyla köleleştiren aşk aynı zamanda tüketen bir aşktır da. Aşk, tutkuya dönüştüğünde kıskançlık ve nefretin güdümüne girer. Gazetelerin üçüncü sayfalarındaki cinayetlerin 'aşk cinayeti' değil 'tutku suçu' olduğunu unutmayalım" diyor.
Bazı aşkların hastalıklı bir hale gelip psikiyatrinin alanına girebildiklerini belirten Dr. Ali Ayas, hastalık boyutu alan aşkları şöyle özetliyor:
"Erotomani, (ki bir çeşit akıl hastalığıdır) en sık rastlananıdır. Genelde daha üst sosyoekonomik düzeydeki bir erkeğe karşı bir kadının hissettiği imkansız aşktır. Gerçekle ilgisi kopmuş olan kişi bu aşkı hayalinde (hezeyanlarına) büyütür; hatta bazen karşısındaki kişinin hayatını zehreder.
Don Juanizm de bir başka hastalıklı aşk türüdür. Aslında buna aşk demek pek doğru değildir. Olabildiği kadar çok kadınla çiftleşme arzusudur. Burada kadını elde etme arzusu 'dayanılmaz bir aşk'mış gibi yaşanır. Cinsel birliktelikten sonra ise ortada hiçbir duygu kalmaz."
Aslında aşkın fizyolojimizde yol açtığı değişikliklerin büyük bir kısmının iyileştirici özellikleri olduğunu vurgulayan Dr. Ayas, "Aşk kalp hızımızı arttırır, kan dolaşımını hızlandırır, kişi kendini daha enerjik hisseder. Önceden aşılmaz gibi gördüğü sorunların üstesinden gelebilme gücünü kendisinde bulur. Fiziksel görünüm ve sağlığına daha dikkat eder. Spora başlar, estetik bakımını aksatmaz. Dolayısıyla özgüveni artar ve kendini daha sağlıklı hisseder. Yine bazı hormon değişimleri kişiyi depresyondan koruyucu bir etki yapmaktadır. Dünyaya ve insanlara hoşgörüyle yaklaşır. Belki de 'aşkın uğur getirmesi' sözü bununla ilgilidir" diyor.
kaynak: İHA

Aşk mı? Sevgi mi?

Bence ikiside gerçek ve vazgeçilmez...kalıcılığa gelince aşk bir hastalıksa eğer..geçer..sevgi ise sonsuza kadar kalıcıdır..



 
Eki
20
    
scrol | 20 Ekim 2007 23:03 | 0 fav | etiket: , ,  

Size mutluluğu anlatan bir resim eklermisiniz ?
sahrud

mutlulugunresmi_mutlulugun_resmi

 


Mutluluğun Resmi


Sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?

Nazm Hikmet

Nazm Hikmet, Abidin Dino'ya "sen mutluluğun resmini yapabilir misin, Abidin?" diye sorar.Abidin Dino'da cevaben bu resmi yapar.Bencede mutluluğun resmi bu olmalı, tüm olumsuzluklara rağmen sahip olduklarının kıymetini bilmek ve hayata gülümseyebilmek..